Beyoğlu, Çukurcuma, Cihangir…

İstanbul’un gezilesi, görülesi yerleri bitmek bilmiyor, özellikle Beyoğlu ve çevresi ne zaman ‘Ah bugün de ne yapsak?’ dediğimizde imdadımıza yetişiyor. Farklı hayatlar, farklı yüzler, farklı renkler sunuyor bize. Sanki durağan hayatımıza bir hareket katıyor. Ya biz onu hareketlendiriyoruz ya da o bizi…

Çukurcuma

Gezip gözümüzü, gönlümüzü doyururken, harcadığımız enerjiye dayanamayan karnımız acıkıyor. İstanbul’un pek çok semti gibi Beyoğlu pek çok kafe ve restorantı barındarıyor içerisinde ve çok seçenek getiriyor önümüze. Pahalısı, ucuzu her keseye her ağız tadına göre mekan ve menüleri insanın bazen kafasını bile karıştırıyor. Bu kadar seçeneğin içinde kararsızlık yaşayıp çoğunlukla girdiğimiz mekandan ve yediğimiz yemekten pişman oluyoruz. Ama bir gün, bir grup İstanbul seyyahı bir uçtan bir uca gezerken bilmediğimiz sokakları, harika ev yemekleri yapan bir yer keşfettik Cihangir’ de.

O gün gerçekten çok uzun bir gün olmuştu. Beşiktaş’ ta başlayan gezimizin ortalarında, aç bilaç dolanırken, bir kurtarıcı gözü ile sarıldık Mücver’ e.

Mücver

Mücver küçük, mütevazı bir mekan. Bir çift tarafından idare ediliyor ve menüsü her gün değişiyor. Üç defa gitme fırsatı buldum ve üçünde de yediklerim harikaydı. Özellikle de tatlılarına bayıldık hep beraber. Herşeyin özenle hazırlandığını ve özenle servis edildiğini söyleyebilirim. Güler yüzü ve hoş sohbeti de atlamamak gerekiyor.

Kadayıflı Muhallebi

Bu son gidişimizde yediğimiz harika sakızlı muhallebi. Kadayıflı muhallebi, browni, tiramisu ve dahasını da siz tadabilirsiniz.

Adres: Türkgücü Cad. No:55/A Cihangir, Beyoğlu, İstanbul

Sipariş için: Yemek Sepeti

Bir de buralarda dolaşırken aklıma hep Orhan Pamuk’ un Masumiyet Müzesi kitabı gelir.

Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk

Bu aşk hikayesinin kahramanı asıl kız Çukurcuma’ da oturan Füsun. Orhan Pamuk orada bir Masumiyet Müzesi açma hazırlıklarını sürdürüyor. Yakında açılacağına dair de haberler dolaşıyor. Değişik bir aşk romanı olarak bende çok etki bırakmasının yanı sıra,kitaptan etkilenmemin diğer bir nedeni, kitabın trajik bir kısmının Babaeski‘ ye yakın bir mekanda geçmesi. Banu Güven’ in kitap hakkında da güzel bir röportajı var.

Eğer hala kitabı okumadıysanız okuyun ve ondan sonra gidin Çukurcuma’ yı bir turlayın. Hatta belki o zamana kadar müzeyi ziyaret etme imkanı da bulabilirsiniz. Benim için de Müvcer’ de Kadayıflı Muhallebi yiyerek çayınızı yudumlayın…

2 Comments

  • MeloTheAngel
    11 Nisan 2011

    Beyoğlu’nun her gün farklı renkleriyle tanıştık. Yeni yeni keşfetmeye başladık bir başka rengini, Cihangir’i. Deneyin, gidin, görün, gezin, tadın. Vazgeçemeyeksiniz. Her gün yine başka bir renkle karşılayacak sizi Beyoğlu. Bir gün muhallebili kadayıf, bir gün browni ve bir gün sakızlı muhallebi. Müdavimi olacaksınız. Hayatta görülmesi gereken 40 yerin başında geliyor..

    Cevapla
  • Kbr=)
    11 Nisan 2011

    Dünya tek bir devletten oluşsaydı şüphesiz ki başkenti İstanbul olurdu.Bu muhteşem güzellikteki şehrin sırrını çözmek adına planlayacağınız güzel bir gezi programına MÜCVER’ i dahil etmeyi unutmayınız.Zira pişman olmazsınız.

    Cevapla

Leave Your Comments

Your email address will not be published. Required fields are marked *